Karagöz Hacivat Hikayeleri


 




                         


KARAGÖZ HACİVAT (İDAM FERMANI)

Günlerden bir gün, Karagöz, Bursa sokaklarında turşu satarken, yanına bir adam yaklaşır.

" Ben beni arıyorum ama bulamıyorum. Sen beni buldun mu? " diye sorar. Adamın ne dediğini anlamayan Karagöz sadece " hı " der. Bunun üzerine adam tekrar sorar:

" Ben kendimi arıyorum ama yokum. Yoksam yokum ve ben yoktan çıkıp, kendimi bulup kendimle kucaklaşmak istiyorum. "

Karagöz: " Bre adam, kendinle nasıl kucaklaşacaksın ki? İnsan ancak bir başkasıyla kucaklaşabilir. "

Adam: " İnsanlar çift yaratılmıştır derler. Böyle birşey doğruysa eğer, işte ben bu çiftimi, benzerimi arıyorum. Tıpkısının aynısı ben bu adamı sen tanıyor musun? Görmüşlüğün var mı? "

Karagöz: " Görmüşlüğüm var. Onunla konuştum bile. "

Adam: " Gördün mü? Konuştun mu? Nerde gördün, konuştun, çabuk söyle? "

Karagöz: " Az önce görmeye, konuşmaya başladım. Şimdi de onu görüyorum, konuşuyorum. O sensin ya. "

Karagöz ile konuşan, onu ara sokaklara çeken, Hacivat'tır. Ulucami'nin yapım işinde çalışan Karagöz ile Hacivat sık sık tartışarak caminin yapımını geciktirince, padişah Orhan Gazi bunun nedenini mimardan öğrenir ve Karagöz ile Hacivat hakkında idam fermanı çıkarır. Ertesi gün tebdil kıyafet camiye gelen Orhan Gazi, Karagöz ile Hacivat'ın tartışmalarını izler ve gülümsemekten kendini alamaz. Saray dönünce, verdiği ölüm kararı için pişman olur. Padişah, fedailerinden birini, Hacivat'a gönderir. Fedai, Hacivat'a, tanınmaması için ne lazımsa yapıp, Karagöz'ü de yanına alıp, Bursa'dan gitmelerini ve kurtulmalarını söyler.

Hacivat evine gider ve sakallarını keser, sadece bıyıkları kalır. Yıllardır giymediği elbiselerini giyer, Karagöz'ü arar. Hacivat'ın Karagöz'ün yanına gidince sesini değiştirerek konuşmasının sebebi; Karagöz'ün şaşırmasını sağlayarak daha ne olduğunu anlamadan, onu Bursa'dan uzaklaştırmaktır. Hacivat olanları Karagöz'e küt diye anlatsa, padişahın idam fermanına karşı gelmek istemeyecek Karagöz, kendini celladın önüne atacaktır.

Hacivat Karagöz'ü Bursa dışına çıkarınca normal sesiyle konuşmaya başlar, Hacivat olduğunu söyler ve olanları anlatır. Karagöz Hacivat'ı yıllardır sakallı gördüğü için, sakalsız haline güler ve Hacivat'la alay eder. Hacivat'ın tanınmamak için sen de sakalını kesmelisin demesi üzerine Karagöz:

" Sen ne diyorsun Hacivat? Ben hayatta sakalımı kesmem. " der.

Bunun üzerine Hacivat:

" Sakalını kesmezsin ama tanınır da yakalanırsan ne olacak? İnsanın hayattaki en önemli amacı, hayatını devam ettirebilmesi olmalı. Geride kalacak karını, çocuğunu düşün. Onlar sensiz ne yapar, ne yer, ne içerler? " der.

" O da doğru ya. "

" Gel bakalım, şu dere boyunda traşını ol. Erkek adama bıyık da yakışır. "

Traştan sonra Hacivat, Karagöz ile birlikte, yakındaki bir çiftlikten iki at satın alırlar ve atlarına binip hep batıya doğru yol alarak, Balıkesir taraflarına giderler. Birkaç yer dolaştıktan sonra, bir köyde iş bularak, tarlada ırgat olarak çalışmaya başlarlar.

İki ay içinde çalışkanlıkları ve doğrulukları sayesinde köydekilerle sağlam dostluklar kuran Karagöz ile Hacivat, bu arada kendilerine birer ev yaparlar. Köylülerin yardımıyla ailelerini buraya getirtirler ve uzun yıllar boyunca sakin bir hayat yaşarlar.

Bu arada Karagöz ile Hacivat'ın idam edildikleri söylentisinin çıkması üzerine arkadaşları Şeyh Küşteri çok üzülür ve perde gerisinde Karagöz ile Hacivat oyunu oynatmaya başlar. Oyun, Bursa halkı tarafından çok beğenilir ve zamanla tüm Anadolu'ya yayılır. O köyde ve civar köy ve kasabalarda pek çok defa kimliklerini belli etmeden oyunları seyreden iki dost çok önemli bir ayrıntı hariç, oyunları beğenirler.

Karagöz'ün hemen her oyunda Hacivat'a vurup, O'nu dövmesi...

Bu durumun açıklamasını Karagöz şöyle yapar:

" Ben Hacivat'a neden vurayım? O tam bir beyefendi. Bana her zaman yardımcı oldu. İşsiz, parasız kaldığım durumlarda bana iş buldu. Bu durum beni üzüyor. "

Hacivat ise:

" Yok efendim, yok. Dayak, vurma falan yok. Bu oyunu oynatanlar, ilgiyi en üst düzeyde tutabilmek için, Karagöz'e beni dövdürtüyorlar. Gerçekte, Karagöz bana bir fiske dahi vurmamıştır. Oyun oynanırken, Karagöz bana vurduğunda seyredenler gülmeseler, zamanla bu kötü hareketin oyun harici kalacağına inanıyorum.

Bu eserin hak sahibi Serdar Yıldırım'dır. Eser " buradaki " linkten alıntılanmıştır.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı Uyarısı bölümünü okuyun.
-


-

MİRAS

Karagöz’e Mısır’daki amcasından bir sandık altın miras kalır. Bunun üzerine Karagöz yakın arkadaşı Hacivat ile beraber bir ticaret gemisine binip Mısır’a giderler. Miras işlemlerini hallettikten sonra yine bir ticaret gemisine binip geri dönerler. Ama Marmara Denizi’nde kürekçilerin isyanı sırasında su alan gemiden yolcular kayıklara binerek kurtulurlar. Karagöz ile Hacivat altın dolu sandıkla Mudanya kıyılarına, bindikleri kayıkla ulaşırlar ama sahilde konuşmaya daldıklarından iskeleye iyi bağlamadıkları kayık dalgalara kapılır ve gözden kaybolur. Daha sonra bir at arabasına binerler ve Bursa’daki evlerine dönerler. Bırak bir sandık altını ceplerindeki para da bitmiştir. İş bulup çalışarak para kazanmaları gereklidir ama nasıl bir iş? Onlar aralarında bu konuyu konuşurken tatlı bir sohbete dalarlar. Giderek sohbet koyulaşır, şakalaşmalar artar.

Karagöz: “ Sence nasıl bir iş tutayım Hacivat. Ama tutacağım iş de az emek harcayıp çok para kazanayım. “

Hacivat: “ Öyle iş olmaz Karagözüm. Ne demek az emek çok yemek. Az emek az yemek. “

Karagöz: “ Sen de amma yaptın be Hacıcavcav. Bana az yemek vere vere açlığa mı alıştıracaksın. Biraz insaflı olsan da tabağımı dolmayla doldursan. Pek severim dolmanın yanına köfteyi, ondan sonra pilavı ve şamtatlıyı. “

Hacivat: “ Bu kadar yeter mi Karagözüm? İstersen nohuttan, musakkadan, makarnadan ve cacıktan da alsan.”

Karagöz: “ Onları sen ye Hacıcavcav. Benim istediklerimden ikişer porsiyon olsaydı, o yemeklerden birazı sabaha kalsaydı, ne güzel olurdu. “

Hacivat: “ Tamam Karagözüm, bu istediklerin olur olmasına da, çok çalışırsan, çok kazanırsan, bu yemeklerden yersin. “

Karagöz: “ Ahh. Ah. Keşke kayığı iyi bağlasaydık ve altınlar kaybolmasaydı. Altınları bozdurur bozdurur harcar, yer içerdik. Keyifli bir hayat sürerdik. “

Bu eserin hak sahibi Serdar Yıldırım'dır. Eser " buradaki " linkten alıntılanmıştır.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı Uyarısı bölümünü okuyun.


KARAGÖZ İLE HACİVAT: HACİVAT’IN ATI

Hacivat’ın son zamanlarda işleri iyi gider. Çok para kazanır. Bu birikimi değerlendirmek için, bir yarış atı satın alır. Girdiği her yarışı kazanan meşhur bir at: Küheylan. Olayı duyan Karagöz, Hacivat’ın evine gidip kapıyı çalar. Hacivat pencereye çıkar ve sorar: “ Buyur Karagöz’üm, bir şey mi istemiştin? “

Karagöz: “ Evet Hacivat, bir şey istemiştim. Duyduğuma göre, Küheylan’ı satın almışsın. Onu bana satar mısın? “
Hacivat: ” Neden olmasın Karagöz’üm. İyi bir fiyat verirsen satarım. De bakalım, ne veriyorsun? “
Karagöz: “ Hı?..”
Hacivat: “ Yani kaç para verirsin? Küheylan’ı kaça alırsın? “
Karagöz: “ On altın veririm. Sattın mı? “
Hacivat: “ Dur bakalım, Karagöz’üm. Hemen sattın mı olur mu? Bir pazarlık yapalım, değil mi? “
Karagöz: “ Nazarlık taktırırım, Küheylan’a. Anlaştık o zaman. “
Hacivat: “ Yapma Karagöz’üm. Alışverişi oldubittiye getirme. On altına Küheylan mı satılırmış? Çık biraz, çık çık. “

Hacivat’ın ne dediğini tam olarak anlayamayan Karagöz evin merdivenlerini çıkmaya başlar. Sonunda, burnu kapıya dayanır.
Hacivat: “ Çık Karagöz’üm, çık çık. “
Karagöz: “ Kapıya kadar çıktım. Daha fazla çıkamıyorum. “
Hacivat: “ Ben sana merdivenleri çık demedim. Fiyatta çık, yani on altın dedin ya onu arttır, yirmi de, otuz de. “
Karagöz: “ Yirmi, otuz. “
Hacivat: “ Çık, çık. “
Karagöz: “ Elli, altmış. “
Hacivat: “ Çık, çık. “
Hacivat’ın çok para istemesine kızan Karagöz bağırır: “ Çık çıkı, çık çık. Sanki zil takıp oynuyorsun. Bre Hacivat, sen ne istiyorsun bu ata, onu söyle bakalım. “
Hacivat: “ Bak Karagöz’üm, ben atı yüz altına aldım. Üstüne kar da koy.Yüzü geç, yüzü geç.”
Karagöz: “ Yüzgeç balıklarda olur, alık. “
Hacivat: “ Hemen sinirlenme Karagöz’üm. Şunun şurasında ne güzel pazarlık yapıyoruz. Bak Karagöz’üm, Küheylan’ı sana veririm ama yüz yirmi altınını alırım. Bir kuruş aşağı olmaz. “
Hacivat’ın konuşmasına içerleyen ve Küheylan’ı alamadığına üzülen Karagöz, Hacivat’a küser. Bir hafta ne Hacivat’ın evinin önünden geçer, ne de onunla konuşur. Daha sonra iki eski dost tekrar barışırlar.

Bu eserin hak sahibi Serdar Yıldırım'dır. Eser " buradaki " linkten alıntılanmıştır.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı Uyarısı bölümünü okuyun.


KARAGÖZ İLE HACİVAT: HIRSIZ

Bir gece Karagöz’ün evine hırsız girer. Karagöz sabahleyin uyanınca bakar ki, ev tam takır kuru bakır. Hırsız utanmamış ve sokak kapısını bile söküp götürmüştür. Karagöz olayı zaptiyeye, hanımı da komşulara haber verir. Komşular, evin önünde toplanır ve az sonra iki zaptiye gelir. Karagöz’ün oğlu Yaşar, annesine sarılmış, ağlamaktadır. Küçük Yaşar’ın birkaç parça oyuncağını götüren hırsız acaba onları ne yapacaktır?

Karagöz’ün evinin soyulduğunu duyan kadim dostu Hacivat, eve gelir ve evde inceleme yapmaya başlar. İki zaptiye olayı soruşturur ve hırsızı yakalayacaklarını söyleyip giderler. Zaptiyeler gidince, komşular da dağılır. Karagöz ailesinin yanında Hacivat kalır ve Karagöz’ü sorguya çekmeye başlar.

Hacivat: “ Canım Karagöz’üm, hırsız gelmiş, dolapları, masaları götürmüş. Kapıyı sökmüş. Hiç mi gürültü, tıkırtı duymadın? “ diye sorar.

Karagöz: “ Bu ne biçim soru, Hacivat. Gürültü, tıkırtı duysam kalkıp da hırsızın ümüğüne basmaz mıyım? “

Hacivat: “ Her neyse, olan olmuş, biten bitmiş, eşyalar gitmiş. Şimdi bir oyun etmeli de, şu hırsızı yakalamalı. Hah buldum!. Karagözüm, siz bir yandan, ben bir yandan komşuların arasına dalalım, onları senin evde bir kese altın olduğuna inandıralım. Bu durum kulaktan kulağa yayılır ve hırsızın kulağına giderse, hırsız mutlaka senin eve damlar.

Karagöz: “ Sen ne diyorsun, Hacivat? Bende bir kese altın yok ki? “

Hacivat: “ Olduğunu farz et. Hırsızı yakalamak için, bu bir yem. Oltanın ucuna yem takarsan balık yakalarsın. Balık yeme gelir de, hırsız altına gelmez mi? Siz benim dediğimi yapın gerisine karışmayın. “

Karagöz: “ Tamam, Hacivat. Senin bu tür işlere aklın erer. Bende bir kese altın olduğunu yayarız. Haydi, hanım, Yaşar, kalkın gidiyoruz. “

Karagöz’ün evinde bir kese altın olduğunu akşama kadar duymayan kalmamıştı. Eski kulağı kesiklerden olan Celal, gece yarısına kadar evin içinde dört döndü. Daha sonra evinden çıkıp, karanlık sokaklardan süzülerek geçti ve bir hayalet sessizliğinde Karagöz’ün kapısız evinden içeri girdi. Evdekilere elindeki şişenin içindekini koklatıp altınlara konardı. Şişeyi koklattığı kazazede top atsan uyanmazdı, fakat bu defa durum bambaşkaydı. Evdekiler uyanıktılar ve onu bekliyorlardı. Celal yatak odasına girince Karagöz ile Hacivat tarafından yakalandı ve bir iple sıkıca bağlandı. Ertesi gün zaptiyeler tarafından sıkı bir dayaktan geçirilerek zindana atıldı.

Karagöz’ün eşyaları hırsızın evinde bulundu. Kader, zaten son günlerde işsiz olan, Hacivat’ın bulduğu işlerde çalışarak, kışın da turşu satarak geçimini sağlayan Karagöz’ün alnının teriyle çalışarak kazandığı eşyaları kaybedip buldurarak, onu sevindirmişti.

Bu eserin hak sahibi Serdar Yıldırım'dır. Eser " buradaki " linkten alıntılanmıştır.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı Uyarısı bölümünü okuyun.


HACİVAT VE KARAGÖZ

HACİVAT: oh! Hai! Hak!
Perde kurduk ışık yaktık
Gösteririz gölge hayal!
Gerçeğin yansımasıdır bu perde,
Sanılmaya martaval
KARAGÖZ: gölge üretip oyun kurarız,
Gölgeler arasında gerçek ararız,
Gerçeğin aynasıdır perdemiz!
Kurduk perdeyi durduk oyuna
Dokunmadan duramayız suya sabuna
Hem nalına hem mıhına
Karanlığa ışıktır perdemiz
HACİVAT: bu perde başka perde
Gölge oyunu perdesi
Karagözü sevenlere
İşte Karagöz perdesi
KARAGÖZ: kalksın perde aradan
Hoş yaratmış yaradan
Bizi seyreden seyirciler
Hisse alsın kıssadan
KARAGÖZ: amanın burnum, ellerim, ayaklarım! Rüzgara kapılmış yapraklar gibi tir tir titreyen kulaklarım. Vay! Bu ne soğuk yahu! Ha dondum, ha donuyorum. Ev değil soğuk hava deposu mübarek.
K.KARISI: (karagöze seslenir) huu!
KARAGÖZ: efendim hatun?
K.KARISI: ben komşuya gidiyorum.
KARAGÖZ: HI?
K.KARISI: ben komşuya gidiyorum.
KARAGÖZ: komşuya mı gidiyorsun! neden o?
K. KARISI: neden olacak ayol! Gideyim de biraz iliğim kemiğim ısınsın. Buz gibi evde oturmaktan bıktım usandım. Sen de bu işin bir an önce çaresine bak. (çıkar)
KARAGÖZ: (karısını yansılar) sen de bu işin çaresine bak! Çaresine bak demek kolay…
(Hacivat gelir)
HACİVAT: efendim! Ben bendeniz, ben duacınız, ben özü sözü baldan tatlı.
KARAGÖZ: işte geldi bizim Hacivat denilen ıspanak suratlı! Bir bu eksikti.
HACİVAT: O, Karagözüm sen misin?
KARAGÖZ: Hayır, Hacıcavcav ben değilim.
HACİVAT: nasıl yani?
KARAGÖZ: nasıl filan yok! Ben, ben değilim!
HACİVAT: aman Karagözüm, sen sen değilsen, bu ses kimin sesi, bu kaş, bu göz, bu sakal neyin nesi? Hadi, şakayı bırak da beni güzelce dinle…
KARAGÖZ: (inlemeye başlar) ah, off, aman!
HACİVAT: Karagözüm ne oldu?
KARAGÖZ: bir şey olmadı yahu! Sen bana güzelce inle demedin mi? Ben de inliyorum işte…
HACİVAT: yanlış anlamışsın Karagözüm. Ben sana beni güzelce dinle dedim.
KARAGÖZ: haa! Öyle desene yahu! Hadi bakalım söyle. Dinliyorum!
HACİVAT: Hava çok soğuk Karagözüm. İstersen sizin eve girelim de orda konuşalım.
KARAGÖZ: aman sakın eve gireyim deme donarsın.
HACİVAT: karagözüm hiç evin içinde donulur mu?
KARAGÖZ: içeri bir gir, donulur mu donulmaz mı o zaman anlarsın. Ev değil buzhane mübarek.
HACİVAT: ah, Karagözüm ah! Hiç buz gibi evde oturulur mu? Sana bir soba lazım.
KARAGÖZ: sopa mı lazım?
HACİVAT: yanlış anladın Karagözüm. Soba! Sizin eve bir soba almak lazım.
KARAGÖZ: Bizim eve sopa mı atmak lazım? Bana bak Hacivat kafamı kızdırma. Hiç eve sopa atılır mı?
HACİVAT: efendim, sizin eve bir soba almak lazım dedim.
KARAGÖZ: öyle söylesene Hacivat. Soba da lazım, odun kömürde lazım...
HACİVAT: Karagöz lafı fazla uzatmayalım da hemen gidip sana bir soba alalım.
KARAGÖZ: Alalım demesi kolay Hacıcavcav. Param olsa hiç durur muyum. Kaç gündür işsizim, biliyorsun.
HACİVAT: aaaa!
KARAGÖZ: ne oldu yahu?
HACİVAT: görüyor musun olanı! Ben buraya sana bir iş bulduğumu söylemeye gelmiştim. Lafa daldık unuttum.
KARAGÖZ: aman, Hacivat sahi mi söylüyorsun?
HACİVAT: elbette sahi söylüyorum . Karagözüm. Sana güzel bir iş buldum.
KARAGÖZ: peki ne iş buldun?
HACİVAT: Efendim seninle birlikte bir berber dükkanı açacağız.
KARAGÖZ: berber dükkanı mı açacağız? İyi ama Hacivat, ben traş etmesini bilmem ki! Adamların burunlarını, kulaklarını keserim yahu!
HACİVAT: efendim, orası kolay. Müşterileri ben traş edeceğim. Sen de bana yardım edeceksin. Ne kazanırsak yarısı senin yarısı benim alacak. Anlaştık mı,
KARAGÖZ: anlaştık hacıcavcav anlaştık! Anlaştık da dükkanı nerde bulacağız?
HACİVAT: merak etme Karagözüm, ben her şeyi hazırladım. Dükkanı tuttum. Takımları aldım. Gidip hemen işe başlayacağız. Kazandığımız paralarla da sana bir soba alırız. Güzel güzel ısınır bu kış günü üşümekten kurtulursun. Hadi bakalım, düş önümede gidelim.
KARAGÖZ: haydi yahu, yallah! ( sevinçle kendini yere atar)
HACİVAT: aman Karagözüm ne yapıyorsun?
KARAGÖZ: ne yapacağım Hacivat, sen bana düş önüme de gidelim demedin mi? Ben de düştüm işte.
HACİVAT: kalk karagözüm kalk ben sana o anlamda mı dedim!
KARAGÖZ: (Kalkar) peki hangi anlamda dedin?
HACİVAT: önüm sıra yürü de gidelim demek istedim.
KARAGÖZ: öyle söylesene Hacivat! Ben nereden bileyim yahu!
HACİVAT: Öyle söylesene Hacivat! Ben nereden bileyim yahu!
HACİVAT: haydi Karagözüm, daha fazla oyalanmadan gidip işe başlayalım.
KARAGÖZ: gidelim hacıcavcav gidelim!

Bu eserin hak sahibi Bilinmiyor.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı Uyarısı bölümünü okuyun.
Bu eserin hak sahibi Serdar Yıldırım'dır. Eser " buradaki " linkten alıntılanmıştır.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı UyarısıBu eserin hak sahibi Serdar Yıldırım'dır. Eser " buradaki " linkten alıntılanmıştır.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı UyarısıBu eserin hak sahibi Serdar Yıldırım'dır. Eser " buradaki " linkten alıntılanmıştır.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı UyarısıBu eserin hak sahibi Serdar Yıldırım'dır. Eser " buradaki " linkten alıntılanmıştır.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı UyarısıBu eserin hak sahibi Serdar Yıldırım'dır. Eser " buradaki " linkten alıntılanmıştır.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı Uyarısı
Bu eserin hak sahibi Serdar Yıldırım'dır. Eser " buradaki " linkten alıntılanmıştır.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı UyarısıBu eserin hak sahibi Serdar Yıldırım'dır. Eser " buradaki " linkten alıntılanmıştır.Daha fazla bilgi için sitemizin Telif Hakkı Uyarısı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder